UZUN BİR HİKAYE -3

KALDIĞI YERDEN DEVAM

Benim için zor bir gündü. Hastaneden geldiğimizi duyunca herkes bana büyük ilgi gösterdi, toplantıyı iptal etmeyi önerdiler. Özellikle Adana bayii Cihat Bey, bar teklifini ortaya attığı için kendini sorumlu tutuyor, etrafımda pervane oluyordu. İçimden,
– “İnşallah bunları şirkettekiler duymazlar. Rezil olurum. Sevgili ürün müdiremiz Sonay sarhoş olduğundan toplantıya katılamadı! Olacak şey değil.” Yine de şüphe yok ki, işlerin bu şekil de bilinmesi gerçeklerin bilinmesinden çok daha iyiydi.
Toplantının öğleden sonraki bölümünde çok az konuştum. Kendimi çok yorgun hissediyordum. Moralim bozuktu. Sadık’la göz göze gelmemeye çalışıyordum. Dün gece resmen tecavüze uğramıştım. Bu sabah dayak yemiş ve yeniden ırzıma geçilmişti. Ama içimden bir ses bu sabahki kısmın pek de tecavüze benzemediğini söylüyordu sinsice. Bu fikri başımdan atmaya çalıştım. Zevk almış olduğum doğruydu, ama zevk almasam da tecavüz sürecekti. Kendim gönüllü olmamıştım Sadık’la sevişmeye.
Yine de huzursuzluğum gün boyu sürdü. Bundan sonra ne yapmam gerektiğine karar veremiyordum. Bu olanlar hiç olmamış gibi davranıp, hayatıma kaldığım yerden devam mı etmeliydim? Yoksa bir şekilde Sadık’tan intikam mı almalıydım? Pekâlâ, onu şikâyet edebilirdim. Ama bu ne sağlayacaktı ki? İşler büyüyecek, herkesin gözünde tecavüze uğramış mazlum kadın durumuna düşecektim. Bunu istemiyordum. Piraye’yi arayıp, durumu anlatmayı düşündüm. Sonra vazgeçtim. Bunu telefonda anlatamazdım. Yarın yüz yüze konuşmak en iyisiydi.
Aklıma çılgınca şeyler de geldi bir ara. Mademki başıma gelenlerden zevk almıştım, Sadık’la ilişkimi sürdürebilirdim. Evet, ondan nefret ediyordum, ama bana müthiş zevkler yaşattığı inkâr edilemezdi. Aynı zevkleri yeniden yaşama isteği bir anda tüm benliğimi doldurdu. Sonra kendimden utanarak bu tür düşünceleri aklımdan kovmaya çalıştım. Konsantrasyonumu toplantıya vermek için elimden geleni yaptım.
Toplantı sona erdiğinde bayiler o akşamı planlamak için lobide toplandılar. Bende yanlarındaydım. Maalesef onlara eşlik edemeyeceğimi, kendimi çok yorgun hissettiğimi, yemek yiyip odama çekileceğimi söyledim. Anlayışla karşıladılar. Sabahki maceradan sonra kimse ısrar etmedi. Bir ara Sadık’la yan yana geldik.
– “Bu akşam bize katılmayacak mısın?”
– “Hayır. Yorgunum. Hem yarın sabah erkenden yola çıkacağım. Hazırlanmalıyım.”
– “Sen bilirsin. Akşam uğrarım odana.”
– “Neden?”
– “Vedalaşmak için. Bir süre görüşemeyiz. Bir sonraki toplantıya kadar. Ya da, belki ben İstanbul’a gelince sana uğrarım.”
– “Ne sanıyorsun beni? Her canın istediğinde birlikte olacağın metresin mi?”
– “Hoşuna gitmedi mi benimle olmak? Sabah halinden çok memnun görünüyordun.”
– “Bu konuyu konuşmak istemiyorum.”
– “İyi. Akşama görüşürüz o zaman.”
Ve kendimden emin tavırlarla akşam yemeğine çıkan gruba katıldım. Sinirli bir şekilde asansöre yürüdüm.
On dakika sonra odama çıkarak sıcak suyla doldurduğum küvete uzanmış, sigaramı tüttürürken kendimi kesinlikle daha iyi hissediyordum.
– “Olan oldu bir kere”, diye düşündüm;
– “Ne yapsam geri dönemem artık. Önemli olan bundan sonrası. Dedikodulara bulaşmadan bu işi unutmalı ve unutturmalıyım. Sadık gelirse kapıyı açmayacağım ve ısrar ederse resepsiyona haber vereceğim. Olanlar da kötü bir anı olarak zamanla kafamda eskiyecek. Kendimi şimdiki gibi berbat hissetmeyeceğim.”
Birden aklıma Tolga ve Mirey geldi. Acaba görüşüyorlar mıydı hala? Şu son bir ayda olanlara inanamıyordum. Banyodan çıktım. Güzelce giyindim. Bakımlı olmanın moralimi düzelteceğime emindim. Bir şeyler yemek için aşağı, havuz başı restorana indim. Etrafta tanıdık kimse yoktu. Bayiler topluca yemeğe gitmişlerdi demek.
Bu hoşuma gitti. Yemeğimi yiyip, odama dönüp eşyalarımı toplayacaktım. Sabah erkenden Antalya’ya hareket edip, Piraye ile ne zamandır planladığımız tatili yapacaktık. Bunları düşündükçe moralim iyice yükseldi. Yemeğimi yedim, beni kesen bir takım meraklı bakışların arasından ilerleyerek resepsiyona yürüdüm. Hesap özetini aldım, asansörlere gidiyordum ki, birden karşımda Turgut’u buldum.
– “Merhaba Sonay Hanım.”
– “Merhaba.”
– “Nasılsınız bu akşam? Kendimizi iyi hissediyor musunuz?”
– “Evet, çok teşekkür ederim.”
– “Öyleyse benimle bir kahve içersiniz belki.”
– “Teşekkür ederim Turgut Bey. Bir başka zaman. Odama çıkmam lazım.”
– “Ne aceleniz var canım? Hem size söyleyecek önemli şeylerim var.”
– “Çattık”, diye düşündüm. Ne söyleyecekti bu adam şimdi. Ondan hiç hoşlanmamıştım. Önceki gün toplantıda beni pis pis kesip durmuştu. Akşam ise barda resmen dans etmişti ki! İşte buna inanamıyordum.
– “Bana ne söyleyeceksiniz Turgut Bey? Şimdi söyleyin”
– “Acele etmeyin. Buyurun şöyle oturalım. Bana ayırdığınız zaman için pişman olmayacaksınız.”
Ve böylece lobideki masalardan birine yanyana oturduk.
– “Allah vere de bizimkiler yemekten erken dönmeseler. Bu adamla birlikte görülmek istemem”, diyordum kendi kendime.
– “Siz yemeğe gitmediniz mi Turgut Bey?”
– “Gittim. Ama bir işim olduğumu söyleyerek erken döndüm.”
– “Nedir bana söylemek istediğiniz?”
– “Çok meraklısınız. Ve beni başınızdan savmak istiyorsunuz. Durun hele, kahvelerimiz gelsin de bir.”
– “Biraz acelem var Turgut Bey. Sabah erken ayrılacağım. Antalya’da tatil rezervasyonum var.”
– “Aaa. Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz böyle çabucak. Belki yarın benimle Mersin’e gelirsiniz diye umuyordum. Orada da çok güzel tatil mekânları var.”
– “Siz ne diyorsunuz Turgut Bey? Nereden çıkardınız sizinle Mersin’e geleceğimi? Üstelik ben evli bir kadınım.”
– “Evet duydum. Eşiniz sizinle pek ilgilenmiyormuş galiba.”
Sinirden kızardığımı hissediyordum.
– “Kendinize gelin. Ne cüretle böyle konuşabilirsiniz?”
– “Yemekte Sadık’la konuştuk ta biraz. Birlikte iyi vakit geçirmişsiniz.”
Bir anda dondum kaldım. Hiçbir şey söylemedim, ne diyeceğimi bilemiyordum, sustum. Dünya başıma geçmişti sanki. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Bir süre sonra,
– “İşte şimdi mahvoldum”, diye düşündüm.
– “Rezil oldum. Tanrım ne yapacağım ben şimdi?” Hemen o an otelden ayrılıp İstanbul’a dönmeyi, şirkete istifamı verip, tüm bu insanlardan sonsuza dek uzaklaşmayı geçirdim aklımdan.
– “Neden susuyorsunuz? Sadık’ın yalancısıyım, ama anlattıklarına göre çok istekliymişsiniz. Demek ki, kocanızla problemleriniz var. Hem bana niye kızıyorsunuz ki? Ben mi sizi zorladım Sadık’la sevişmeye? İstemiyorsanız gelmezsiniz Mersin’e. Yine de bu akşam birlikte olmamızı öneriyorum.”
– “Küstah! Ne hakla bana bunları söylersin? Seni ne ilgilendirir olanlar? Hiç bir şeyi ben istemedim. Sadık sarhoşluğumdan faydalandı. Hem bunlar iki kişi arasında geçen şeyler. Sana ne?”
– “Demek kabul ediyorsun olanları. Güzel, bu da bir aşama sayılır. Hem de önemli bir aşama. Zira artık isteklerimi reddedemezsin.”
– “Ne diyorsun sen?”
Turgut cebinden küçük bir cihaz çıkardı.
– “Bu bir ses kayıt aleti. Konuştuklarımızı kaydettim. Eğer beni reddedersen, yarın sabah e-mail ile tüm şirket bu kaydı alır. Çok eğleneceklerine eminim. İnsanlar böyle şeylere bayılırlar. Vay be! Ne olay! Şirketin güzel ürün müdiresi Sonay Hanım meğer neymiş!” Yüzünde gerçekten iğrenç bir gülümseme vardı şimdi.
Öfkeden kıpkırmızı kesilmiştim. Ağzımı açtım ama konuşamadım.
– “Bu kadar öfke sağlığına zararlı Sonay. Hem ne var canım, senden canını istemiyorum ya, sadece benimle sevişmeni istiyorum ayrıca yapmadığın bir şey mi ?”
– “Çok adisin. Yaptıklarına inanamıyorum. Allah kahretsin.”
– “Elinde olsa hemen kaçıp gitmek isterdim, değil mi? Ama yağma yok. El aleme gelince şapır şupur, bize gelince yarabbi şükür. Hadi kalk bakalım. Odana gidiyoruz.”
Ne yapacağıma karar veremiyordum. Gidip, bu hayvanla birlikte mi olacaktım? Şantajlarına boyun mu eğecektim? İsteklerine boyun eğmekle, bu mesele kapanacak mıydı? Ama ya Turgut söylediklerini yaparsa? İstifa etmekle de onurumu kurtaramazdım artık. Erman Bey’i, Rıfat Bey’i, Sema Hanım’ı, yan apartmanda oturan pazarlama şefi Mustafa Bey’i, hatta Mirey’i düşündüm. Kapana kısılmıştım. Zayıf bir sesle,
– “İstediğini yaparsam, bana o kaseti verir misin?”, dedim.
– “Olabilir. Ama bu daha çok senin yataktaki performansına bağlı. Beni üzmezsen, ben de seni üzmem.”
– ..
Bir süre ikimizde konuşmadık. Sonra ikimiz birlikte ayağa kalktık ve asansörlere doğru yürüdük.
812 no’lu odanın kapısını açtım. Turgut ile birlikte içeri girdik. Hiç konuşmadan koltuğa oturdum ve bir sigara yaktım. Turgut sırıtarak ceketini ve kravatını çıkardı ve kapının arkasına astı. Ağır hareketlerle karşıma oturdu ve o da bir sigara yaktı. Bir süre konuşmadan oturduk. Ben yere bakıyor ve Turgut’la göz göze gelmemeye çalışıyordum. Turgut ise beni inceliyordu. Sonunda sessizliği bozan Turgut oldu.
– “Farkındasın değil mi, bu gece canım sıkılana kadar benimsin doya doya sikeceğim seni. Sana ne istersem yaparım ve sen de ne istersem yapmak zorundasın.”
– …
– “Demek konuşmak istemiyorsun. Tamam, o zaman konuşmadan sevişiriz. Hadi bakalım, ayağa kalk ve soyunmaya başla. Yok, yok, önce bu halinle biraz dolaş odada.”
– “Kısa kesmeye ne dersin?”
– “Ne münasebet. İlk gördüğüm andan beri hastayım sana. Tam bir İstanbul bebeği. Canını yakmadan tüm aklımdan geçenleri yapacağım. Az sonra sevişeceğimizi bilerek seni izlemek çok hoşuma gidecek. Hadi kalk!”
Bir anlık kararsızlıktan sonra ayağa kalktım. Hayatımda kendimi hiç bu kadar kötü, hiç bu kadar aşağılanmış çaresiz hissetmemiştim. Ucuz bir fahişe durumundaydım işte. İstemediği bir adamla mecburen birlikte olacaktım. Ağlamak üzereydim.
– “Hadi. Yürü şöyle. Seni iyice izlemek istiyorum.”
Ağır adımlarla ilerledim, odanın sonuna, kapıya kadar gittim.
– “Yere bişey düşürmüş gibi yap. Eğil. Kalçalarını görmek istiyorum.” Eğildim. Arkamı Turgut’a dönmüştüm.
Hayatta bazen işler ne kadar ters gidiyor. Oysa bu akşam kendime olan güvenimi tazelemek, moralimi düzeltmek için giyimime dikkat etmiştim. Üzerimde Beyaz bir dizüstü etek, mavi bir bluz ve Beyaz topuklu ayakkabılar vardı. Kısa sarı saçlarımın arasından mavi küpelerim görünüyordu. Özenle makyaj yapmıştım. Tüm bu hazırlıklar meğer Turgut içinmiş, Turgut’un beni biraz daha çok beğenip, daha çok tahrik olması içinmiş! Hayat işte!
– “Eteğini çıkar! Gömleğini de!”
Düne kadar hiç tanımadığım bu yabancının önünde soyunmak bana çok zor geliyordu. Sonra kararımı verdim. Bu işkencenin bir an önce sona ermesi için ne gerekiyorsa çabucak yapacaktım. Eteğimi ve bluzumu çıkardım.
– “Defilede gibi yürü biraz. Seni iyice görmeme izin ver.”
Hızlı adımlarla odada bir aşağı bir yukarı yürüdüm. Üzerimde Beyaz iç çamaşırları ve topuklu Beyaz ayakkabıları vardı.
– “Ohh! Sütun gibisin, taş gibisin. Seni çiğ çiğ yemek istiyorum. Buraya gel.”
Turgut’un sandalyesine yaklaştım.
– “Soy beni. Sadece külotumla kalana dek soy beni, hadi!”
Başıma gelenlere inanamıyordum. Kendi kendime,
– “Bu hayvanı mı soyacağım şimdi?” diye sordum.
– “Neyse, başa gelen çekilir. Bir an önce bu iş bitsin.” Acele hareketlerle Turgut’un gömleğini, kravatını çıkardım. Kemerini çözdüm, pantolonunu sıyırdım. Ayakkabılarını çıkardım, ayakları kokuyordu. İğrenerek çoraplarını çıkardım. Turgut istediği gibi külotuyla kalmıştı.
Onu şöyle bir gözden geçirdim. İri yarı bir adamdı Turgut. Adeta tüm vücudu siyah kıllarla kaplıydı. Hafif göbeği vardı. Esmer yüzünü kalın, fırça gibi bir bıyık süslüyordu. Daha önce hiç bu kadar esmer ve kıllı bir erkek görmediğimi fark ettim. Sırtı bile kıllıydı. İğrenç!
– “Arkanı dön ve yatağın kenarına dayan!”
İtaat ettim.
– “Keşke tanga tipi külotlardan giyseymişsin. Böyle güzel bir am saklanmamalı.”
– “Tanrım”, diye düşündüm. “Ne kadar kaba.”
– “Külotunun kenarlarını kıvır. Tanga giymişsin gibi olsun.”
– “Şart mı bu? Ne istiyorsan çabucak yapamaz mısın?”
– “Çok konuşma. Ne istersem onu yaparım. Hem neden çabucak yapayım ki? Seni zevkini çıkara çıkara sikeceğim. İyice tadına bakacağım.”
Boğazıma bir şeyin düğümlendiğini hissettim. Ağlamak istiyordum, fakat kaskatı kesilmiştim.
– “Demek iş başa düştü. Tamam, böylesi de uyar.”
Turgut sandalyesini yatağın kenarına çekti. Şimdi yatağa dayanmış, güzel kalçalarımı ona uzatmış tam önündeydim. Koca ellerini uzattı ve külotumu iki yanımdan sıyırıp poposunun arasına sıkıştırdı.
– “Harika. Nefis. Mmmmm…”
Turgut kendini daha fazla tutamamış, dudaklarını çıplak popoma yapıştırmıştı. İki eliyle kenarlarından kavradığı kalçalarımı şapır şupur yalıyor, kaba etlerimi hoyratça ısırıyordu.
– “Ahh. Yavaş hayvan! Canımı yakıyorsun.”
Turgut hiç istifini bozmadı. Kalçaların bittiği yerden diz arkalarıma dek tüm bölgeyi uzun uzun yaladı, öptü, dişledi. Sonra ansızın durdu ve benden uzaklaşıp arkasına yaslandı.
– “Çok hızlı gitmeyeceğim. Tadını çıkaracağım. Senin gibi bir yavruyu her zaman bulamaz insan. Hadi gel, banyoya geçelim.”
Korka korka Turgut’un ardından banyoya girdim.
– “Korkma. Seni hemen sikmeyeceğim. Gel yanıma. Ayaklarımı yıkamanı istiyorum.”
– “Anlamadım!”
– “Ayaklarımı yıka. Bütün gün ayakkabının içinde çok terlediler. Hadisene, sallanma.”
Küvetin kenarına oturan ve bacaklarını içeri sallandıran Turgut’un ayaklarını yıkamak üzere küvete girdim. Suyu açtım ve fıskiyeyi Turgut’un ayaklarına tuttum.
– “Hadi bakalım. İyice yıka, tertemiz yap. İyice temizlenmeleri senin menfaatine.”
Elime sabunu aldım ve Turgut’un 45 numara ayaklarını sabunladım. Bu yaptığıma inanamıyordum. Aklıma başka şeyler getirmeye çalışarak Turgut’un ayaklarını yıkayıp küvetten çıktım.
– “Çok iyi geldi, eline sağlık. Rahatladım şimdi. Hadi şimdi gir içeri ve güzelce yıkan.”
– “Ayaklarımı mı?”
– “Hayır, komple. Seni izlemek istiyorum.”
Turgut önünde çadır gibi olmuş sertliğiyle ayağa kalktı ve gidip mini buzdolabından kendine bir bira aldı. Sandalyesini banyoya getirdi ve tam küvetin karşısına yerleşti.
Bu adamın karşısında banyo yapamayacağımı biliyordum. Bir an her şeyden vazgeçip, kaçmayı düşündüm.
– “Ne oldu, utanıyor musun? Utanma. Dediklerimi yap. Bana karşı koyarsan yarın sabah tüm şirket seni ve Sadık’ı konuşuyor olacak.”
Gözlerimi kapadım. Soyunurken Turgut’a bakamayacağımı biliyordum. Sutyenimi çıkardım..
– “Off. Bunlar ne? Nefis, nefis.. Durma, devam et.”
Külotumu çıkardım. Ellerimle önümü kapadım.
– “Bebek gibiymişsin Sonay. Arkanı dön.”
Yavaşça döndüm. Şimdi çıplak popoma hayranlıkla bakan Turgut’un hırıltıları duyuluyordu.
– “Tekrar önünü dön. Ve ellerini çek lütfen. Benden utanmana gerek yok.”
Mecburen itaat ettim. Kaybedecek bir şeyim kalmamıştı.
– “Gel yanıma. Seni tıraş etmek istiyorum.”
– “Ne tıraşı?”
– “Kuku tıraşı. Ha ha ha ha!”
– “Deli misin sen? Ne münasebet!”
– “Yeter ama. Her isteğime itiraz etmeyi bırak. Bu gece ben senin kocanım. Her istediğimi yapacağım.”
Turgut yerinden kalktı, küvetin kenarına oturdu. Suyu açıp, özenle sıcaklığını ayarladı ve fıskiyeyi bacak arama tuttu. Sonra sabunu aldı ve aşk üçgenimin kahverengi kıllarımı köpürterek sabunladı. Bir rüyada gibiydim. Daha doğrusu bir kâbus! Yaşadıklarımı Tolga’yla bile yapmaya çekinirdim. Bu arada Turgut yumuşak hareketlerle sabunun ucunu klitorisime sürtüyor, onu tahrik etmeye çalışıyordu. Diğer elini kalçalarımda gezdiriyor, bir yandan da göbek deliğime küçük öpücükler konduruyordu.
Sabun ve sıcak suyla klitorisime yapılan masaj nefes alıp verişlerimi hızlandırdı. Almaya başladığım zevke engel olamıyordum. Hafifçe inledim. Turgut lavaboya uzandı ve tıraş bıçağını aldı. Bacaklarımı aralamamı söyledi ve usta hareketlerle etek tıraşına başladı. Soğuk çeliğin temasıyla içim bir hoş oldu, ürperdim. Turgut birkaç dakika içinde işini bitirdi.
– “Tamam işte. Çok iyi oldu. Pürüzsüz bir şeftali gibi oldu amın tam ağzıma layık. Hadi yıkan bakalım.”
Artık olanlara ve olacaklara aldırmıyor gibiydim. Tereddüt etmeden musluğu açtım ve duş almaya başladım. Bu sırada Turgut’a dayanılmaz pozisyonlar hazırladığımın farkında değildim. Gözlerimi kapatmış, kendimi ılık suya teslim etmiştim. Turgut’un sesiyle gözlerimi açtım.
– “Ben de geldim.”
Gözlerime inanamadım. Turgut küvete yanıma girmişti. Külotu hala üzerindeydi.
– “Korkma bebeğim. Seni ben ellerimle yıkamak istiyorum.”
Turgut banyo lifini iyice köpürterek kadınlık organımı yıkamaya başladı. İtiraz etmek istiyor ama sesim çıkmıyordu. Turgut uzun uzun yıkadı beni; vücudumun her noktasını okşadı, mıncıkladı, avuçladı. Sıra göğüslerime geldiğinde kendine engel olamadı ve bu yumuşacık ama dipdiri, dolgun göğüslerim dakikalarca emdi. Yumuşak hareketlerle onları kavradı, başını aralarına gömdü ve her santimetrekarelerini yaladı, kokladı. Meme uçlarımı hafif hafif ısırarak, biberon emen bir bebek gibi emdi.
Bir yandan da elleri boş durmuyordu. Arkadan uzanıp, kalçalarımı yoğurdu. İki elinin işaret parmaklarını iyice kayganlaşmış kadınlık organıma sokup çıkarıyordu. İçimden yükselen arzu dalgalarına engel olamıyordum. Ruhum, bir fahişe gibi daha dün tanıdığım ve hiç hoşlanmadığım bir adama teslim olmayı reddederken, bedenim becerikli hareketlerle her yanımı uyaran bu yabancıyla sevişmek için kıvranıyordu.
Bu esnada Turgut iyice kendinden geçmişti. Bir yandan önünde duran nefis memelerimi somururken, bir eliyle önden, bir eliyle arkadan kadınlık organımı esir almıştı. Sağ elinin baş ve işaret parmakları klitorisimi mıncıklarken, sol elinin orta ve işaret parmakları da ritmik hareketlerle içime girip çıkıyorlardı. Daha fazla dayanamayarak yüksek sesle inledim.
– “Demek hoşuna gitti. Söylemiştim sana.”
– ….
– “Hadi ama rahat bırak kendini. Bırak seni uçurayım.”
Turgut beni ani bir hareketle kucağına aldı ve hızla götürüp yatağa yüzükoyun bıraktı. Bir çırpıda külotunu çıkardı ve kazık gibi sertleşmiş yarağını vajinama soktu. İkimiz birden yüksek sesle inledik. Bir kaç saniye hareketsiz kalan Turgut, adeta kendinden geçmiş bir halde içimde gidip gelmeye başladı. Ben yüzümü yatağa gömmüş, kesik kesik inliyordum. Turgut ise kendini kaybetmişti. Müthiş bir tempoda hareket ediyor, bir yandan da çıplak omuzlarımı ve boynumu ısırırcasına öpüyor, yalıyordu.
Her şey çok kısa sürdü. Turgut sara nöbetine girmiş gibi kasılarak içimi doldurmaya başladı. Dudaklarımdan anlamsız sözcükler, inlemeler dökülüyordu. Sonunda boşalması bitti ve üzerimden yana kayıp, sırtüstü yığılıp kaldı. İkimizde de bir süre sessiz ve hareketsiz kaldık. Yorgundum ve gözlerimden uyku akıyordu. Turgut yanımdan kalkarak banyoya girdi. Benim ise gözlerim kapanmış derin bir uykuya dalmıştım.
Gece yarısı odamdaki seslerle uyandım. Uykulu gözlerle etrafıma bakındım. Turgut ile Sadık beni göstererek kendi aralarında kısık bir sesle konuşuyorlardı. Bu kez Yanlarında Ankara Bayi Ahmet Bey de vardı. Birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü.
– “Tanrım bu kâbus hiç bitmeyecek mi her seferinde artarak devam mı edecek diye” düşündüm.. Yataktan fırlayarak
– “Ne istiyorsunuz yine nasıl girdiniz odama çabuk defolun” diye bağırdım. Turgut
– “Oooo güzelimizde uyandı. Ne demek nasıl girdiniz ben burada değilmiydim ne çabuk unuttun. Arkadaşları da uyku tutmamış bizi ziyarete geldiler Bunca yıllık arkadaşlığımız var kapıdan kovacak değildim ya” diye yüzüme bakarak pis pis sırıttı.
– Çabuk def olun istemiyorum hiç birinizi” diye bağırınca Turgut yanıma gelerek
– “Kendine gel orospu dellenme yine kafamın tasını attırma benim uslu bir kadın ol ve sesini çıkarma yoksa gebertirim seni.”
Bunu söylerken pençeleri ile boğazımı öyle bir sıktı ki bir an için nefessiz kalıp boğulacağımı sandım yatakta çırıl çıplak debelenmeye başlamıştım.
Turgut ellerini boğazımdan çektiğinde güçlükle nefes alıyordum. Bitkin bir şekilde yatağın üzerine uzandım ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ağlamama kimse aldırmamıştı bile az sonra
Birden iki pençe gibi el, kıçımın yuvarlaklarını avuçlayıp birbirinden ayırıverdi. Aynı anda da, alev alev yanan bir yarağın amımın dudaklarına değdiğini hissedip titredim. Sonra Turgut kalçamı biraz daha havaya kaldırıp, iyice öne eğilmemi sağladı mecburen denileni yaptım ve beklemeye başladım.
Tek bir hareketle, bacaklarımı ayırdı heyecanla, titreye titreye bekleyen amıma yarağını dibine kadar bir anda soktu arkamdaki Ahmet. Neredeyse çığlığa benzeyen bir inlemeyle koy verdim kendimi. Amım bir anda dolmuştu. Kocaman bir şey olmalıydı Ahmet’in yarağı. Gözlerimi kapayıp, kendimi artık amıma girip çıkmaya başlayan sike bıraktım.
Az önce kalçalarımı avuçlayan eller şimdi belime kaymış, iki yanından sımsıkı tutmuştu. Sik içimden çıkarken, sanki tüm iç organlarım da dışarı çekiliyormuş gibi bir duyguya kapılıyordum. Sonra birden yeniden, dibine kadar giriyordu ve Beynimde şimşekler çakmasına neden oluyordu. Adam tüm çırpınmalarıma rağmen, hala sikmeyi sürdürüyordu. Gözlerimi aralayıp, aşağıdan kasıklarıma doğru baktım. Görebildiklerim, koyu renkli bir çift kıllı bacak ve Ahmet’in torba gibi sarkan, hareket ettikçe sallanan ve her geçirişinde amımın dudaklarına yapışan kocaman taşakları oldu. Yalnızca taşakları seyretmek bile, son derece tahrik ediciydi. Elimi uzatıp, adamın taşaklarını avuçladım. Vücudu birden kasılıverdi Ahmet’in. Aynı anda amımda yangın çıkmış gibi oldu. Birbiri ardına içimde fışkıran yakıcı sperm dalgalarını hissettiğim anda, ben de orgazm olmaya başladım. Küçük titremelerle, halının üstüne yığıldım.
Kendime gelmeye başladığımda, çeşitli eller dolaşıyordu üstümde. Memelerim, bacaklarım, kalçalarım okşanıyordu. Hafif dönüp gözlerimi açtım ve kendimi, Sadık’la Turgut’un arasında yatıyor buldum. İkisi de çıplaktı. Sonra, tıpkı onlar gibi çıplak olan Ahmet’in divanın üstünde oturduğunu ve viskisini yudumladığını fark ettim. Demek ki az önceki sikişmesinden dolayı yorulmuştu. Bu arada Sadık, tuttuğu gibi üstümdeki tek giysiyi de yırtarcasına çıkarttı. Artık dördümüz de çırılçıplaktık.
Dört elin birden her yerini mıncıklamasına kendini bırakmış, iki yanımdaki Adamları inceliyordum şimdi. Sadık, Turgut’tan en az beş yaş büyük olmalıydı ama vücudunda hiç bir sarkma belirtisi görünmüyordu. Aksine, sırım gibi adaleliydi. Yarağı de alabildiğine uzun ve tüm vücudu gibi, zeytin rengiydi. Bir yay gibi, göbeğine doğru kıvrılmış duruyordu. Başı kocamandı. Turgut’un yarağı de en az Sadık’ınki kadar uzun olduğu gibi, üstelik çok daha kalındı.
Ellerimi iki yanıma uzatıp, sikleri sımsıkı kavradım. İkisi de ateş gibi yanıyordu sanki. Bu arada Turgut memelerimi yalamaya başlamış, Sadık de kocaman açtığı ağzını dudaklarıma yapıştırıp emmeye girişmişti. Aralarında eridiğimi hissediyordum. Sonra Sadık, amımı da okşamaya başladı. Alabildiğine açık, alabildiğine sırılsıklamdı amım. Sadık’ın parmağı, bir anda içime kayıvermiş, Beynime küçük elektrik dalgaları göndermeye başlamıştı. Kalçalarımı oynatıyor, belim kıvrılıp, bükülüyordu.
Sağ memem Turgut’un bir vantuz gibi emen ağzının içinde, neredeyse kaybolmuştu. Dudaklarım, Sadık’ın ağzının içinde dolaşan dilini sımsıkı sardı ve deli gibi emmeye başladım. Tıpkı bir yarağı emer gibi emiyordum adamın dilini. O kadar güzeldi ki. Bir taraftan da iki elimdeki sikleri okşuyordum. O korkunç zevk kasırgasının yine yükselmeye başladığını hissettim. Hele Sadık’ın amıma girip çıkan, klitorisimi bastıra bastıra okşayan kalın parmağına ikinci parmağını ilave edişi, sokup çıkarırken aynı anda arka deliğimi de okşamaya başlaması delirtti beni.
Sonra bir anda kendimi Sadık’ın önünde domalmış buluverdim. Amımın dibine kadar geçiriverdi Sadık. Kalçalarım, artık bir dansözünki gibi dalgalanmaya başlamıştı. Sanki adamın yarağını içimde kırmak, dibinden koparıp almak istiyormuş gibiydim. Turgut da önüme gelmiş, dizlerinin üstünde doğrulmuştu. Koca yarağını dibinden tutmuş, gözümün önünde sallıyor, zaman zaman gözlerime, burnuma, yanaklarıma hafif hafif vuruyordu. Ağzımı açıp bekledim. Turgut yarağının başını dudaklarımın arasına soktuğunda da, hırsla emmeye başladım.
Sadık, artık yarağını sokup çıkarmaya başlamıştı. Önceleri yavaştı hareketleri ama giderek hızlanmış, sonunda tıpkı bir piston gibi sikmeye başlamıştı. Turgut da, yarağını ağzıma sokup çıkarıyor, neredeyse aynı hırsla Beni ağzımdan sikiyordu şimdi. İki yarağın arasında mahvolmuştum. Tüm Benliğimle sikilmenin zevkine varıyordum.
Sonra Sadık götümle oynamaya başladı. Daha parmağın ilk dokunuşunu hissettiğim anda zevkten çıldırdım. Kalın parmağını arka deliğime sokuverdi yavaşça. Delirecektim neredeyse. Kalçalarımı amımdaki sikle, götümdeki parmağın üstüne deli gibi bastırıyordum. Turgut da, ağzımı sikmeyi sürdürüyordu bu arada. Hareketleri de daha da hızlanmıştı şimdi. Çok geçmeden belini getireceği belliydi. Bir taraftan da buna hazırlamaya çalışıyordum kendimi. Biliyordum ki biraz sonra Turgut’un spermlerini, ağzımın en dibine, gırtlağıma fışkıracaktı.
Bu arada Sadık’ın hareketleri de iyice hızlanmıştı. Onun da boşalmak üzere olduğunu anlıyor, çaresizce bekliyordum. İlk patlayan Sadık oldu. Rahmimin ağzında fışkıran ilk salvoyu hissettiğim zaman, benimde bütün vücudum titremeye, dalgalanmaya başladı. Sanki karnımın derinliklerinde bir dinamit patlamış gibiydi. Sonra da Turgut giriverdi devreye ve tohumlarını ağzıma boşaltmaya başladı. Elleriyle kafamı sımsıkı tutarak ağzımı çekmemi engellemişti. Turgut’un yarağından fışkıran tohumların bir kısmı gırtlağımdan mideme doğru gidiyor bir kısmı ise ağzımda birikiyordu. Ağzıma dolan spermlerden nerdeyse nefes alamaz olmuştum. Sonunda yutkunarak ağzımdaki tüm spermleri mideme indirdim. Boşalan ağzımla Turgut’un yarağını. Yarı baygın yığılıp kalana kadar da emdim. Turgut yarağı iyice küçülünce önümden çekildi. O önümden çekilir çekilmez yerini deminden beri bizi izlemekte olan Ahmet almıştı bile.
Elimi tutarak yarağının üzerine bıraktı.. Parmaklarımı çevresine dolayıp, sıvazladım bir kaç kez. Sonra Ahmet elini getirip, kalçalarımın altına soktu. Kıpır kıpır parmakları bir anda amıma ulaşıp okşamaya başladı. Orta parmağı biraz daha aşağıya inip, bir anda götümün deliğine giriverdi.
Vücudumu hafifçe yana eğip, Ahmet’in eline daha büyük bir özgürlük verdim. Sonra da, götüme girip çıkan parmağının tadını çıkarmaya başladım. Diğer ikisiyle ilgilenmiyordum bile. Artık biliyordum ki, bir süre sonra götümdeki parmak çıkacak, onun yerini elimdeki sik alacaktı.
Ahmet Hiç acele etmiyor, yalnızca parmağını içime sokup çıkararak, kanımın iyice kaynamasına, götümü siktirmek için duyduğum isteğin büyümesine neden oluyordu şimdilik. Her geçen an götüm biraz daha açılıyor, biraz daha gevşiyor, içine girecek koca sike biraz daha hazır hale geliyordu.
Gözlerimi kaldırıp Sadık’la Turgut’a baktım. İkisinin de gözleri ateş gibi yanıyordu. Kıpırdamadan bizi seyretmekteydiler. İkisinin de yarağı kazık gibi olmuştu tekrar. Kocaman, kapkara ve alabildiğine kalın iki sik olarak göründüler gözüme., Ahmet’in parmağı da o kadar güzeldi ki. Biraz daha devam ederse, boşalacağımın farkındaydım. Parmaklarım durmadan hareket ediyor, bir taş kadar sert ama aynı zamanda da bir kadife gibi yumuşak yarağın en dibinden şişmiş başına kadar, her yerinde geziniyordum.
Birden vücudum sarsılmaya başladı. Götüm, Ahmet’in içimdeki parmağını iyice sıkıştırdı. Orgazm oluyordum. Ahmet beni kalçalarımdan tutup kucağına çektiği zaman, daha tam kendimi toplayamamıştım bile.
Ahmet’in yarağının götümün deliğine dayandığını hissediyor, içim gidiyordu. Ayaklarımı onun bacaklarının iki yanında yere dayayıp kendimi dengelemeye çalıştım. O upuzun yarağın başı, yarı yarıya içime kaymıştı bile. Gözlerimi kapayıp başımı öne eğdim, ellerimi Ahmet’in dizlerine dayadım ve oturmaya başladım.
Yavaş yavaş ve dayanılmaz bir zevk vererek içime giriyordu Ahmet’in yarağı. Götüm gittikçe açılıyor, yarağı sonuna kadar alabilmek için acele ediyordum. Sonunda kalçalarım Ahmet’in kasıklarına yapıştı. İçimin neredeyse göbeğime kadar sikle dolduğunu hissediyordum. Ağzımdan küçük çığlıklar kaçırarak, titremeye başladım.
Vücudumun kasılmaları, titremeleri biter bitmez, kalçalarım hareketlendiler. Şimdi, ellerimle ayak parmaklarımın üzerinde dengelenmiş, götümdeki yarağın üstünde çılgın bir dansa başlamıştım sanki. Yukarı aşağı, sağa sola, ileri geri, her yöne hareket ediyordu kalçalarım… Götüm Ahmet’in yarağını sımsıkı kavramış, adeta sağıyordu. Gözlerim hala kapalıydı. Zevkten kendimi kaybetmiştim sanki. Kalçalarımı her yukarı kaldırışımda, o upuzun sik neredeyse ucuna kadar çıkıyordu götümden… Sonra hırsla geri oturuyor, yeniden köküne kadar içime alıyordum.
Birden dudaklarıma alev gibi yakan bir şeylerin dokunduğu hissedip, gözlerimi açtım. Sadık ve Turgut, iki yandan gelip önümde ayakta durmuşlardı. Kapkara, koskocaman sikleri neredeyse birbirine değiyor, hemen gözlerimin önünde baş döndürücü bir manzara yaratıyordu. Ağzımı aralayıp dilimi dışarıya çıkardım ve gözümün önündeki siklerin, o mantar gibi şişip morarmış başlarını yaladım. Sonra da değiştire değiştire emmeye başladım siklerini.
Artık uçmuş gibiydim. Bir çok ilki bir arada yaşıyordum. İlk kez üç erkekle birlikteydim. İlk kez iki yarağı birden emiyordum ve bu kadar büyüklerini de şimdiye kadar emmeyi, sikilmeyi bırak, görmemiştim bile… Yeniden, kaçıncı olduğunu hatırlamadığım orgazmlardan birine sürükleniyordum yine… Titriyor, kasılıyor, amımın zevk suları işer gibi fışkırıyordu…
Sonra Turgut omuzlarımdan tutup hafifçe geriye doğru itti Ahmet’i… Ellerim şimdi arkasında, Ahmet’in omuzları hizasında yere dayanmıştı. Bacaklarım alabildiğine açık, Ahmet’in yarağı dibine kadar götümdeydi. Amım, açık bir ağız gibi duruyordu. Zevkten buğulanmış gözlerle, Turgut’un bacaklarımın arasına girdiğini gördüm. O kocaman yarak amımın dudaklarının arasına girdiğinde, elektrik çarpmış gibi titredi tüm vücudum…
Sonra tek bir harekette, dibine kadar soktu Turgut. Beynimde şimşekler çaktı bir anda. Neredeyse aynı anda Sadık da girdi devreye. Yandan sokulup başımı çevirmiş ve yarağını ağzıma sokuvermişti bir anda. Şimdi adamların üçü birden hareket halindeydiler. Üçü birden sikiyorlardı beni. Aynı anda amımdan, götümden, ağzımdan sikiliyordum.
Çılgın bir şeydi bu. Kendimi tutamıyor, Erkeklerin sikleri içime girip çıkarken, peş peşe orgazmlar yaşıyordum artık. Bulutların üstüne çıkmış gibiydim. Kelimenin tam anlamıyla vermiştim kendimi Adamlara. İstedikleri gibi, istedikleri şekilde, engelsiz, sınırsız, hırsla sikiyorlardı Beni. Amımda ve götümdeki sikler, sanki birbirine karışmış gibiydi. Piston gibi girip çıkıyorlardı. Karnımın içinde sanki bir alev yumağı oluşmuştu. Sadık da, ağzımı sikiyordu aynı hırsla.
Çevre ve zaman tümüyle anlamlarını yitirmiştiler artık. Üç ayrı yerimden vücuduma girip çıkan üç sik de, evrenin enerjisini oluşturuyordu. Yarı yarıya kendimden geçmiştim. Sürekli, hiç ara vermeksizin zevkin zirvesinde, o tepe noktadaydım. Sonra Adamlar da, birer birer oraya ulaşmaya başladılar. Götüme, amıma, ağzıma fışkıran spermler, sel dalgaları gibi beni önlerine katıp, tatlı bir baygınlığa sürüklediler.
Duşun başlığından vuran ılık suyun tazyiki beni kendime getirdi. Üç yarağıcim beni aralarına almışlar, kollarıma girerek ayakta yıkamaya, kendime getirmeye çalışıyorlardı. Şampuanlar, köpükler çıplak vücutlarımızdan süzülüyordu. Köpüklerin okşarcasına kayıp gitmesinin yanında, erkeklerimin beni okşayan elleri, vücudumu saran kaslı kolları bacaklarının teması da ayrı bir zevk kaynağıydı. Konuşacak halim bile yoktu. Sadece kedi gibi mırıldanarak kıvranıyordum aralarında…
Banyodan çıkarıp kuruladılar, salona getirip uzun koltuğa yatırdılar sonra Ahmet’in yeniden vücudumu okşayışının, beni sikilmeye hazırlamasının keyfini sürüyordum. Ahmet,
– “Kocan çok şanslı ve ağzının tadını da iyi biliyormuş! Senin gibi bir karım olsun isterdim” dedi.
Birkaç öpücükten sonra klitorisime bir sertliğin değdiğini hissettim ve kendimi ona doğru itip, daha iyi hissetmek istediğimi belli ettim. Sonra yavaşça dizlerimi kırıp öpücüklerimi aşağı kaydırdım İşte koca yarak yine önümde sallanıyordu, üstelik taşakları sıcaktan gevşeyip aşağı sarkmış ve iki dev gülle gibi bacaklarının arasını dolduruyorlardı. Önce taşaklarını avucuma aldım ve tartar gibi yapıp, toplarını sıkmaya başladım. Diğer elimin tek parmağıyla da yarağının üstünü ve altını okşuyordum. Zaten yarı sertleşmiş olan yarak önümde dev gibi olmuştu ve artık tamamen kalkık vaziyetteydi. İki elimin parmaklarını birleştirip onu kökünden tuttum ve ağzımı kocaman açtım.
Kafamı ileri ittim ve sonunda o dolgun yarağı ağzıma almıştım. Yarağın kafası ağzımdayken dilimi etrafında çeviriyordum. Benden emmemi istedi ve o anda öyle bir emmeye başlamıştım ki, Ahmet refleks olarak kendini bir anda geri çekti. Fakat nafile, bırakmamıştım yarağı emip durdum. Ahmet ise,
– “Biraz daha em!” dedi. Ve yine ikiletmeden emmeye başladım. Önümde güçlü bir erkek duruyordu ve o ne derse yapmak zorunda olduğumu, onun sahibim olduğunu hissetmeye başlamıştım. Ellerimi yarağından çektim ve saçımı tepeme toplayıp, Ahmet’in elini saçlarımı tutması için çektim. Beni saçlarımla yönetmeye başlamıştı. Dilim damarlı yarağının üstünde geziyordu, zaman zaman yavaşlıyordum ve sonra tekrar hızlanıyordum. Durmadan kan pompalayan o damarların şişkinliğini dilimde hissetmek beni göklere uçurmuştu. Tolga’nın yarağı bu kadar damarlı olmadığından hiç damar yalamanın bu kadar zevk vereceğini düşünmemiştim. Köküne doğru dilimi kaydırdım ve sonra da taşaklarına ufak ama sert dil darbeleri atmaya başladım. Bir elimle onları tutup aşağı çektim ve yumurtalarını emmeye başladım. Zevk verdiğim erkek çıldırmışçasına inliyordu. Bana iltifatlar etmeye ve hayatında gördüğü en iyi saksocu olduğumu söylemeye başladı. Ben de bu sözün hakkını verip yeniden sakso çekmeye başladım. Üç gündür o kadar sık yarak yalamıştım ki İşi iyi öğrenmiştim, bu yüzden dişlerimi hiç hissettirmeden, fakat dilimle de baskı yaparak ağzımı sikmesini sağlıyordum. Bir süre sonra saçlarımı çekmeye başladı ve ben durdum. Şimdi o güçlü yarağı kendisi ağzıma bastırıyordu, bu arada da bir elini yanağıma koymuş, ağzıma sığmayan o yarağın yanağımı nasıl esnettiğini hissetmeye çalışıyordu. Ancak bu kadar kalın bir yarağı tamamen ağzıma almamın imkanı da yoktu…
Ben kendimden geçmiş bir şekilde sakso çekerken, Ahmet saçlarımı kenara çekip kendi yarağını ağzımdan çıkardı ve ağzıma daha küçük bir yarak girdi. Turgut’un ki de sertleşmiş, kazık gibi olmuştu, fakat Ahmet’inki kadar güçlü hissettirememişti kendini. Saçlarımı tutan el değişti ve ağzımdaki yarağın sahibi Turgut kafamı yönetiyordu bu sefer. O sırada Sadık da bir elimi alıp kendi yarağına götürdü ve 31 çektirtmeye başladı. Ben mesajı alınca elimi kendim oynatmaya başladım ve onu çekiştirerek Turgut’un yanına getirdim. Şimdi iki yarak yanyana önümde uzanıyordu ve kendimi pornolardaki kızlar gibi hissetmeye ve daha da azgın, iştahlı bir şekilde yalamaya başlamıştım. İkisinden de,
-“Aah, Ohh” sesleri gelmeye başlamıştı. Daha çok inlemelerini ve zevk aldıklarını duymak istiyordum, onun için ellerimi iki yarağın üstünde gezdirip tekrar ağzıma almaya başladım. Özellikle emmeye çalışıyordum, çünkü biliyorum ki, yarak emildikçe daha çok kan doluyor ve daha kalın hale geliyordu. Abartısız 10 dakika kadar daha sırayla ikisine sakso çekip durdum. Ara ara,
– “Beni dağıtın bugün, amımı götümü parçalayın, orospunuz yapın beni, tüm deliklerime fışkırtın döllerinizi, sonsuza kadar yarağın beni, muhteşem yaraklarınızla doyurun beni!” diyordum.
Bu arada o kadar azmıştım ki, artık amımdan bir volkanın lavlarının aktığını hissetmeye başlamıştım.
– “Lütfen, artık yarağın beni, içime yarak istiyorum, yalvarırım beni yarağın!” diye ağlıyordum. Bunun üzerine Turgut arkama geçti ve beni kaldırıp yürümeye başladı. Yatağa doğru gittiğimizi anlamıştım. Kucakta gezen küçük bir kız gibiydim Bir süre yürüyünce durdu ve beni yavaşça indirmeye başladı. Fakat aşağı inerken birden bire amımın dudaklarının yarağa değmesiyle açıldığını hissettim. Sıcak ve ıslak deliğim genişlemeye, hızlı bir şekilde büyümeye başlamıştı. Derinden, incecik bir sesle iç çektim, ardından da
– “Iııahhh!” sesi çıkıverdi ağzımdan istemsiz bir şekilde. Yarağın sahibi ise uzunca bir nefes vermişti. Amımın girişindeki bu yarağın Ahmet’in olduğunu bilmek beni deli etmişti. Turgut benim inlememin üstüne bir kaç saniyeliğine durdu ve sonra yine aşağı kaydırmaya başladı. Ben aşağı indikçe amımdaki yarağın da tüm sertliği ve kalınlığıyla içimde kaydığını hissettim. Santim santim içime aldığımı hissediyordum. Yavaş bir şekilde içimde ilerlediği için de hiç acı çekmeden alabiliyordum. Ben bunları düşünürken Turgut beni aniden kollarından bıraktı ve bir anda Ahmet’in kasıklarına düştüm. O bilekten bile daha kalın yarak içimi doldurdu, sanki bir tokmağın beton duvara vurması gibi amımın tavanına çarpmıştı ve o anda amımın içinde hiç bir boş yerin kalmadığından emindim. İşte o anda amımın yırtıldığını sandım. Attığım çığlık halen kulaklarımda ve aynı çığlığın arasında Ahmet’in,
– “Oohh, sonunda…” deyişini duydum…
Bu sırada Ahmet amımın içindeki yarağını kasıp gevşetiyor ve rahmime dayanmış olduğunu bana hissettiriyordu. O kasarken Sadık elimi alıp karnıma koydu, parmaklarımı içime doğru bastırdı ve hayalini bile kuramayacağım şekilde içimdeki yarağın hareketlerini elimde hissediyordum. Sadık’ın bu yaptığı amımı kullanmam için beni ateşledi. Ayaklarımı Ahmet’in bacaklarının içine doğru kıvırıp, kontrolü elime aldım ve hoplamaya başladım. Amımın şimdiye kadar hiç hissetmediği bir zevk alıyordum ve Ahmet’in kulağına fısıldayarak, – “Ben daha önce hiç sikilmemişim!” dedim. Altımdaki aygır bu lafımla çıldırdı ve beni belimden tutup yarağına bastırıp amıma gömmeye başladı. O anda dünyada ben ve beni siken Ahmet dışında kimse yoktu benim için,
– “Harika yarağın var Ahmet, bana hayatım boyunca sen çak, beni orospun yap ve her canın istediğinde koy amıma. Artık sahibim sensin, hep senin bu kalın yarağına hizmet etmek istiyorum!” dedim.
Bunları söylerken Sadık ile Turgut’un da odada olduğu aklımdan uçup gitmişti, ama onlara baktığımda, onlarda da halinden memnun şekilde bizi izleyerek 31 çekiyorlardı. Dev bir yarak tarafından sikiliyordum ve hayatımda bundan daha büyük bir mutluluğu bana kimse yaşatmamıştı…

Ahmet ellerini arkamdan omuzlarıma dayadı ve beni kendine doğru bastırdı. Ardından beni güçlü bir şekilde döndürüp altına aldı. Bunları yaparken amımdan hiç çıkmamıştı ve sonra durup bacaklarımı göğsüne dayadı. Kendini geri çekip yarağını amımdan çıkardı, içimde oluşan boşlukta rüzgârlar estiğini hissettim.
Ahmet’e,
– “Sikilmeye doymayacağım bugün, amımın içini sen doldur, döl banyosu yaptır bana erkeğim!” dedim
Ve dememle birlikte Ahmet tekrar amıma daldırdı o koca yarağını. Amımı öyle hızlı tokmaklıyordu ki, konuşurken sesim titriyordu ve cümle kurmakta zorlanıyordum. Bacaklarım havada ve amım çatır çatır sikiliyordu. Ahmet’in sarkık taşakları ise götümün yanaklarına çarpıyordu ve aldığım zevk katlanıyordu. Ahmet,
– “Seni daha sert sikmemi ister misin?” diye sordu. Tek yapabildiğim
– “Hı-hı!” diye inlemek oldu. İşte asıl sikiş o anda başlamıştı!
Göğüslerime uzanıp beni kendine çekiyordu, bir yandan da,
– “Sana her gün pompalamak lazım, yarağımın hastası yapacağım seni orospu!” diyordu.
İnlemelerimin eşliğinde ben de kendimi ona itiyordum ve Ahmet’in yarağını daha çok içime almak için uğraşıyordum. O sırada Turgut elimi alıp yarağına götürdü ve
– “Biraz da bize çalış!” dedi. Şimdi amımı Ahmet’e bırakmıştım ve bir elimle Turgut’un diğer elimle le de Sadık’ın yarağını ve taşaklarını sıvazlıyordum. Fazla geçmeden de sırayla ağzıma aldım. Ve işte artık tam bir grup olmuştuk, üç erkeğin birden beni sikmesi bir yandan Turgut’un ve Sadık’ın yaraklarını yarağını yalayıp, emiyor bir yandan da amımı kasıp gevşetiyor, bir yandan da,
– “Bütün deliklerimi doldurun, neremi isterseniz yarağın!” diyordum…

Ahmet amımı yaklaşık 20 dakikadır sikiyordu ve henüz ne bir kasılma ne de boşalacağına dair belirti vardı. Bense amımın kaslarının titremeye başladığını hissettim ve hemen ardından o titreme tüm vücuduma yayıldı. O anda resmen bilincim kapanmıştı, tek hissettiğim amımın içinde ileri geri hareket edip duran sertlikti. İnlemelerim adeta çığlığa dönüştü, boğazımdan hırıltılı ve ince sesler geliyordu. Ahmet’in taşakları götüme, kasıkları baldırlarıma, yarağının başı ise rahmimin girişine dayandıkça, orgazmımın şiddeti artıyor ve süresi uzuyordu. Biraz kendime gelmeye başlamıştım ki, ağzımdaki Turgut’un yarağını sadistçe ısıra ısıra emdiğimi fark ettim. Turgut de kendinden geçmiş halde, gözlerini kapatmış ve başını arkaya atmıştı. Orgazmımın etkisi geçtiğinde
-“Yavaş ne olur bekle biraz.” Diye inledim. Nefesimin yerine gelmesini ve kontrolümü kaybetmeden keyif almaya devam etmek istiyordum. Fakat Ahmet’in durmaya niyeti yoktu. Bacaklarımı yan tarafa kaydırıp, beni de yan yatırdı. Şimdi bacaklarım üst üste bindiği için amım arada sıkışmış ve daha dar bir hale gelmişti. Yarağını içimden çıkarıp biraz bekledi, o arada amımın kapanmaya başladığını hissettim, fakat hızlı bir şekilde tekrar açıldı, çünkü Ahmet kocaman kalın yarağını taşaklarına kadar tekrar gömmüştü amıma. Turgut da klitorisimi okşuyordu. Tekrar havaya girmeye başlamıştım, ama bir süre sonra Ahmet amımdan çıktı ve ayağa kalktı. Turgut de bana,
– “Kalk bakalım yataktan!” dedi..
Dediğini yaptım. Ahmet amıma yumuldu ve klitorisimi çılgınca yalamaya başladı. Hiç yorulmadan dil atıyordu. Amım daralmaya başlamıştı, Turgut ise göğüslerimi ve kalçamı okşuyordu. Ahmet bir süre sonra kalkıp boynumu öpmeye başladı, Turgut da kalçalarımı ısırıp, arkadan amıma parmağını sokuyordu, bir yandan da göt deliğime baskı yapıyordu. İşin nereye gideceğini anlamıştım, ama sesimi çıkarmadım, çünkü istiyordum bunu yapmayı. Biraz daha beni öpüp koklayıp azdırdıktan sonra Turgut beni koltuk altlarımdan tutup kaldırdı. Bacaklarımı kendiliğimden Ahmet’in beline doladım ve kollarımı da Turgut’un ensesine atıp, ona dayandım. Ahmet’in elleri ise götümdeydi, beni taşıyordu. Fakat ister istemez götümün yanakları birbirinden ayrılmış, göt deliğim de ortaya çıkmıştı. Turgut Ahmet’in yarağını tuttu ve kafasını amıma sürtüp sıvımı yarağın her yerine yaydı, daha sonra da amımın deliğine dayayıp beni kendi elleriyle Ahmet’in kasıklarına bastırdı. Neden bilmiyorum ama bir erkeğin beni kendi elleriyle başka bir erkeğe siktirmesi çok hoşuma gitmişti. Amım tekrar dolduğunda ciğerlerimdeki bütün nefesi Ahmet’in dudaklarına bıraktım ve onu eme eme öpmeye başladım. Benim bu hareketime cevap olarak Ahmet de amıma koymaya başlamıştı yine. İçime girerken kıvrılabilecek kadar yumuşamış olan yarağı amımın dudakları arasında tekrar şişmeye başlamış, bir süre sonra da keser sapı denen kıvama gelmişti…
Turgut’un arkamda bir şeyler yaptığını hissettim. Ardından göt deliğime bir şey sürdüğünü hissettim. Bense neler olacağını merak ederek konuşmuyordum, sadece
– “Ihhh!”, Ahhhh!” gibi sesler çıkarıyordum. Az önce Sadık’ın siktiği göt deliğimi anlaşılan bu kez Turgut sikecekti Turgut’un hareketlerinden elinde kalan yağı da yarağına sürdüğünü anladım ve hemen sonrasında arkamda, kafası götüme sürtünüp duran yarağını götümün deliğine bastırmaya başladı. Ahmet de bu arada boş durmuyor ve hızlanarak güzel bir tempoda amımın derinliklerinde kendine yeni yerler açıyor, amımın duvarlarının her noktasına sürtünüyor, klitorisime yaptığı baskıyla da beni şehvet basmasına sebep oluyordu.
– “Küçücük amcığımı ne hale getirdin hayvan herif!” deyip ısırdım Ahmet’in dudağını. O ise bu dediğime sinirlenip, amıma sokuşlarını sertleştirdi, beni daha da sert sikmeye başladı. Aldığım zevkin etkisiyle kendimi biraz daha aşağı bıraktım ve götüm daha da açıldı, bu sayede Turgut’un yarağı de sonunda götüme biraz girebilmişti. Ben çok acıyacağını düşünürken hiç canım yanmadı ve
– “Daha fazla sok!” diye emrettim ona. O da hiç bekletmeden yarağını yarısına kadar soktu götüme. O sırada aldığım zevk şimdiye kadar yaşadığım hiç bir şeye benzemiyordu. Resmen iki deliğim birden doluydu ve ikisinin arasındaki deri o kadar gerilmişti ki, neredeyse yırtılacaktı. Bu arada boş durmaktan sıkılan sadık ta gelmiş yarağını çoktan ağzıma sokmuştu
Turgut yarağını götüme soktuktan sonra öylece biraz bekledi ve yarağını biraz daha yağladıktan sonra tamamını gömdü göt deliğime. O anda üçü birden durdular, çünkü gözlerimi yummuştum ve zevkten ağlıyordum. Birkaç saniye sonra,
– “Devam edin lütfen!” diyebildim. Aynı anda üçü birden, biri amıma, biri ağzıma diğeri de götüme sokup çıkarmaya başladılar ve benim için de hayatımın en güzel anları başlamıştı. Üçü öyle güzel bir tempo tutturmuşlardı ki, bir Ahmet giriyordu amıma, tam o yarısını çıkarmışken Turgut köküne kadar girmiş oluyordu götüme. O yarağını köküne kadar soktuğunda vücudum ireli doğru fırlıyor Sadık’ın ağzımdaki yarağı gırtlağımı zorluyordu. Amımda ve götümde gidip gelen İki yarağın kafalarının içimde birbirine sürtündüğünü hissediyordum. Bu pozisyonda birkaç dakika daha sıkıldım. İkisinin de nefesleri boynumu ve ensemi yalıyordu. Ahmet göğüslerimi öpüyor okşuyor patlatırcasına sıkıyor, Turgut da omuzlarımı ısırıyordu. Turgut’un çıkardığı seslerden götümü sikmesinin çok hoşuna gittiğini anlamıştım. Üç erkeği aynı anda doyuruyor olduğumu bilmek ise beni benden alıyordu…
Derken Turgut götümden çıktı (erken boşalmamak için yapmıştı bunu), Ahmet ise halen amımı sikmekle meşguldü ve bu kadar uzun süre boşalmaması beni mest etmişti. Sonra beni sıkıca kavradı ve ayaklarım yere değmeden yatağa uzandı, tabi ki ben de ona yapışık şekilde üstünde yatıyordum. Tüm bunları gözüm kapalı yaşamak çok güzel bir deneyimdi. Amımdaki yarak tekrar kaymaya başlamıştı, ama şimdi yumuşak hareketlerle yavaş yavaş sikiyordu beni Ahmet. Bunu yaparken de sırtımı okşuyordu, saçlarımı kokluyordu, beni azgın bir aygır gibi sikmesinin yanında âşık bir adam gibi de sikebileceğini gösteriyordu. Biraz sakinleşmiştim, kalbimin hızı da hafiften azalmıştı. Tam rahatlamıştım ki, kalçalarımın Ahmet’in elleri tarafından ayrıldığını hissettim ve götüme giren yağlı, sıcak ve sert yarağın etkisiyle ufak bir çığlık attım. Bu kez Sadık yarağını birden köküne kadar götüme sokmuştu, ama çok keyif vermişti bu bana. Başta hiç kıpırdamadan bekledi, Ahmet’in hareketleriyle zaten kasılıp gevşeyen amımın kaslarına şimdi götümün kasları da eklenmişti. Ahmet’e durmasını söyledim, biraz bekledim ve Önümde duran Turgut’un az önce götümden çıkan yarağını ellerimle kavrayarak ağzıma soktum sonrasında kendimi ileri geri hareket ettirmeye başladım. Ben sallandıkça üç yarak da aynı anda deliklerimden çıkıyor ve geri gitmemle üçü birden dolduruyordu deliklerimi. İnleyerek yeniden orgazm olmuştum, bütün vücudum titriyordu, amımdan sular aktı ve bu ıslaklıkla daha keyif almaya başlamıştım.
Benim orgazm inlemelerime üç erkeğim de dayanamadı üçü de artık iyice hızlanmışlardı, hiçbir şeye mecalim kalmamıştı ve kendimi üçünün yaraklarına teslim etmiş şekilde zevk denizinde yüzüyordum, kaçıncı kez orgazm olduğumu ise unutmuştum…
Ne kadar sürdüğünü bilmediğim bir süre sonunda Ağzımdaki yarağın kasılmaya başladığını hissettim Turgut elleriyle kafamın iki yanından tutmuş başımı kasıklarına doğru bastırıyordu. Dudaklarım Turgut’un kasıklarına gömüldüğünde birden ağzımın içi spermlerle dolmaya başladı ağzıma spermler ılık ılık kesik kesik fışkırıyor bir kısmı boğazımdan mideme doğru giderken bir kısmı ise dudaklarımdan süzülüp Ahmet’in göğüslerine damlıyordu. Ahmet ise amımdaki yarağını hızla pompalamaya devam ediyordu. Az sonra amımdaki yarakta kasılmaya başladı. Elleri göğüslerimi tutmuş onları vahşice mıncıklıyor sıkıyordu. Daha fazla dayanamadı ve amımın içine boşalmaya başladı. Ahmet boşalırken,
-“Aaahh, Ohhhh”diye inlerken, ben de,
– “Doldur içimi döllerinle, hamile bırak beni, dölle beni erkeğim, akıt içime hepsini!” diye diye tekrar titremeye başlamıştım. Ahmet’in boşalması bitmek bilmiyordu. Turgut 3-4 kez fışkırttığında boşalması bitmiş oluyordu, ancak Ahmet belki 10 defa kasılıp döllerini fışkırtmıştı içime! İçimdeki döllerin miktarı o kadar fazlaydı ki, rahmime doğru aktığını hissedebiliyordum. Minik amcığıma sığmayan döller ise amımın dudakcıklarından yatağa akıyordu. Amımın duvarlarının Ahmet’in dölleriyle kaplanması beni mest etmişti,
– “Teşekkür ederimmm…” diye ağlayarak öptüm Ahmet’in dudaklarını. Turgut ise halen götümde gidip geliyordu, ama şimdi daha yavaş kaymaya başlamıştı. Ve sonunda o da götümün derinliklerine fışkırttı döllerini. Boşalması bitince de yavaşça çıktı götümden…
Ahmet’in yarağı halen içimdeydi, inmişti ama halen dolduruyordu içimi. 1 dakika kadar onun üstünde yattıktan sonra, yorgun bir şekilde yanına uzandım
Ertesi sabah kuş cıvıltılarıyla uyandım. Kendimi epeydir hissetmediğim kadar iyi hissediyordum. 12 saatlik derin bir uyku çekmiştim; dinlenmiş, her şeye hazır hissediyordum kendimi. Bir süre yataktan çıkmadım. Beyaz çarşafların üzerinde çırılçıplak uzandım. Gece yarısı Turgut’un Sadık’ın ve Ahmet’in gidişini hayal meyal anımsıyordum.
– “Hayret” diye düşündüm; “İki kereyle yetindi. Sabahta yeniden gelmediler.” Şansım varmış. Daha fazla seks yapacak halim kalmamıştı. Pestilimi çıkarmışlardı hayvanlar! Kadınlık organım ve arka deliğim hafif hafif sızlıyorlardı.
Yarım saat sonra duşumu almış, üzerime eşofmanlarımı giymiş, kahvaltı salonunda çayımı yudumlarken olanları düşünüyordum. Henüz bir kaç gün önce Piraye’yle birlikte çıkacağımız tatilin planlarını yapıyorduk. Hatta Piraye tatilde tanışmayı umduğu erkeklerden bahsettiğinde, ona ne kadar da kısmış,
– “Tatile erkekler için mi çıkıyoruz?” diye takılmıştım. Güzel bir kadın olduğumdan her zaman için erkeklerin ilgisini çekmiş ve bundan keyif duymuştum. Asla hafif bir kadın olmamıştım ve bir ilişki içindeyken partnerimi hiç aldatmamıştım; ne fiziksel ne de zihinsel olarak.
Son 2 günde olanlara inanamıyordum. Tolga’yla evliydim ve onu bir bakıma aldatmıştım. Her ne kadar yaşadıklarım tecavüz gibi başlamışsa da sonunda zevk aldığım, hem de inanılmaz zevk aldığım ortadaydı.
– “Tolga’ya sanırım biraz haksızlık ettim” diye düşündüm,
– “Erkekler çok daha kolay tahrik olurlar. Ben Sadık ve Turgut gibi iki hayvandan zevk alabildiysem, Tolga’nın Mirey’in baştan çıkarmalarına karşı koymaması şaşılacak bir şey değildi.”
İstanbul’a dönünce Tolga’yla bir kez daha konuşmaya karar verdim. Eğer yaptığından pişmanlık duyduğuna inanırsam, onu affedecektim. Kahvaltıdan sonra odama çıkıp bavullarımı aldım, lobiye indim ve otelden çıkışımı yaptım. 1 saat sonra kalkacak otobüsle Antalya’ya, Piraye’nin kaldığı tatil köyüne gidecektim. Resepsiyondan bana bir taksi çağırmalarını istedim. Kapıya doğru ilerlerken, bir anda nereden çıktıysa Turgut yanımda belirdi.
– “Günaydın Sonay.”
– “…”
– “Küs müsün bana? Yapma ama. Ne güzel vakit geçirdik işte, fena mı oldu yani?”
– “Seninle konuşmak istemiyorum.”
– “Dün gece başka türlü konuşuyordun. Daha doğrusu konuşmuyordun da, inliyordun…
– “Adileşme lütfen.”
– “Tamam tamam. Ben de seninle sohbete meraklı değilim. Nereye gidiyorsun?”
– “Sana hesap verecek değilim. Toplantı bitti.”
– “Evet, ama birlikte bir kaç gün daha geçirebiliriz diye düşünmüştüm. Kocana telefon edip, toplantının iki gün daha süreceğini söyleyebilirsin.”
– “Ne münasebet! Neden seninle iki gün daha kalacakmışım ki?”
– “Çünkü birlikte çok iyi vakit geçirdik. Ve daha yapacaklarımız bitmedi. Duyduğuma göre Sadık’a götten vermişsin. Bunu ben de denemek isterim.”
Konuşamadım, boğazıma bir şey gelip oturdu. Gözlerim doldu ve ağlamamak için kendimi güçlükle tutarak taksiye yürüdüm.
– “İstediğin gibi olsun. Ama bu dediğimi mutlaka yapacağız, göreceksin. Senin de çok hoşuna gidecek. Ben Sadık’tan daha iyiyimdir. Ha ha ha….”
Kendimi taksiye attım ve şoföre terminale gideceğimi söyledim. Turgut’un söyledikleri kadınlık gururumu incitmişti. Elimden gelse onu öldürebilirdim…
Bir saat sonra Antalya otobüsünde, ortam değişikliği ve klimanın tatlı serinliği daha soğukkanlı düşünmemi sağlamıştı.
– “Her şey bitti”, diye kendimi avuttum.
– “Bir daha Sadık’ı da, Turgut’u da görmeyeceğim. Benzer bir toplantı olursa bir bahane bulup katılmayacağım. Gerekirse Erman Bey’e beni taciz ettiklerini söylerim. Bu serserilerden çekinecek değilim.”

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort
istanbul escort
istanbul escort istanbul escort beylikdüzü escort ataşehir escort mersin escort samsun escort istanbul escort gaziantep escort sakarya escort antalya escort maraş escort ağrı escort bingöl escort safranbolu escort balıkesir escort Moringa Çayı